Bahtiyar Vahapzadenin ayakları niye titremeye başladı?!

yahya daşdələnProf. Dr. Yəhya Daşdələn

Siyasi xatirələrim…

I yazı

Ziya Bünyatov kopek balıklarının içine nasıl düştü?

Elçin Efendiyevin yanındakı rus bayan kim idi?!

 

Gençliyimde ve üniversite hayatımda siyasi hatıraları okumayı bir tutku haline getirmiştim. Ankarada kitapçıların siyasi hatıra arıyan önemli abonelerinden idim. Yeni hatırat yayınlandımı, beni mutlaka telefonla ararlardı veya adresime o yeni hatıra yayını gönderirlerdi. Genelde siyasi hatıraların hastası olmuştum. Ama yaşlandıkça tarihi-edebi ve kültürel anılar da ön plana çıkmaya başladı. Günün koşullarında, dinler tarihi ve felsefesinden de zevk almaya başladım. Son zamanlarda İNTERNET vasıtasile en aktüel olaylara da ulaşa bilmekteyim.

Üniversitede bir gün afganistanlı bir arkadaşım bana mutlaka okumamı tavsiye ettiği bir kitabı armağan etti. O kitap Stalin sonrası iktidara gelen Malenkovun anıları idi. Halbuki o kitabı ben arkadaşımdan evvel alıp okumuştum. Siyasi hatıralar o kadar çok yayınlanıyordu ki, onları almaya ve okumaya yetişemiyordum. Öncelikle Türkiye üzerine yazılan hatıralar, başta Ahmet Ağaoğlunun hatıraları çok ilgimi çekmişti. Daha sonra Türkiye yazar ve politologlarından Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Emin Alman ve Şevket Süreyya Aydemirin bütün anılarını ve eserlerini gençliyin verdiyi heyecanla etüd ediyordum.

Bu hatıralarla yetinmiyor, ABD başkanı Henri Trumanın, Henri Kisingerin, Eisenhoverin, Winston Çorçilin, Stalinin, Maonun, Hitlerin, Gandinin hayatını ve Rabindranat Tagorun ve başta istiklal tarihi ve Atatürk gibi onlarca liderin saymakla bitmiyen anılarını okuyor ve  bunlarla genel kültürümü artırmaya çalışıyordum.

Bu yayınlanan eserlerin hızına yetişebilmek için hem zamana, hem de maddi güce ihtiyaç vardı. İnanıyorum ki, siyasi anılar dünya matbuat literatüründe unutulmuyan vesikalardır.

Bu sebepten dolayı Ana Vatan Azerbaycanın son 20 yıllık siyasi olayları ve verilen mücadeleleri dikkatimi çekmişti. Bu zaman zarfındaki siyasi anılarımın bir kısmı yayınlandı.

Kesinlikle iftiraya, yani böhtana önem vermedim. Bazı yanlış anlamalar beni fazlasile üzmüştü. Halbuki özet siyasi anılarım Azerbaycan üzerine araştırmacılar için bir vesikadır. Azerbaycanda çalkantılı siyasetin kimlerin elinde dejenere edildiyini göstermektedir. Bu hatıraları sırası geldikçe yayınlamaya çalışacağım.

Dönelim yaşanmış anılara…

Elçin Efendiyev hem kültürlü, hem de kibar bir insandır. Beyanat vermeyi sever. Ülkemiz özgürlüyüne kavuşmadan önce bir heyet ile Ankaraya gelmişlerdi. Azerbaycan derneği ziyaret edildi, nutuklar atıldı. Heyette rus kökenli bir hanımefendi de bulunuyordu. O da konuştu, ama konuşmaz olsa idi… Tam sovyet ağzı vardı. Dernekteki genç arkadaşlar heyecanlandılar ve cevap vermek istediler. Ben bir konuşma ile önlemeye çalıştım. O sarışın, orta yaşlı bayan o arada Elçin beye dedi ki, bu Yahya beyden bize bir zarar gelirmi? Elçin bey de dedi ki, korkma, öz adamımızdır. O heyette Ziya Bünyatov bey de vardı. Kızılayda tur atarak yorgun-argın dönmüşlerdi. Yakasında Kızıl Yıldız – Lenin madalyası vardı. “Ziya bey, bu madalya ile Ankaranın en kalabalık yerinde gezindiniz, hiç korkmadınızmı” diye sordum. Aynen şöyle dedi: “Ben o madalyayı alın teri ile almışım, kim bana karışabilir?” Halbuki bilmiyordu köpek balıklarının içine düşdüğünü…

Elçin bey o zamanki rejimin sıkıntılarını anlatırken atasının geç vakitler kulağını Türkiye radyolarına dayayıp gizlice haberleri nasıl heyecanla dinlediyini enfes bir şekilde anlatıyordu ve yüzden de sesine yasak konulduğunu, yani sesinin alındığını anlatıyordu. Ve bu suretle o rejimde SES NASIL öyrenmiş olduk.

Elçin bey o zamanki “Vatan” cemiyetinin başkanı idi. Ahmet Karaca ile beni Ana Vatana davet etmişti. Yine güzel konuşmalar yapıldı, nutuklar atıldı, yemekler yenildi. Biz gitmek istedik ve gittik. Bahtiyar Vahapzade de bize iştirak etmişti. Ahmet Karaca yüksek bir yere çıkarak rejim aleyhinde atıp-tutmaya başladı. Baktım Vahapzadenin ayakları titriyor. Bana heyecanla dedi ki, ay kişi, Karacayı indir oradan gelsin, evimizi yıkacak. “Kominist partiyasının adamı – sekreteri buradadır” dedi. Karaca geldi, olay kapandı, ama kominist partisinin yetkilisi de bize mükemmel bir ziyafet çekti. Ve zaten KGB ajanları etrafımızda kuş uçurtmuyorlardı. Biz yine bildiyimizi okuyorduk. Her halde Elçin bey bizleri korumaya aldırmıştı.

“Xural” qəzeti, il 9, sayı: 035 (443), 11-17 sentyabr 2011

Əlaqəli məqalələr

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir. Gərəkli sahələr * ilə işarələnmişdir

Back to top button